Martı fotoğraflarımın neredeyse tamamını Şehir Hatları vapurlarında çekiyorum . Vapurla seyahat edenlerin çoğu, bazan çocukların, bazan yetişkinlerin attığı simit parçalarını kapışan martıları keyifle izler. Genellikle sessizce, ara sıra da çığlıklar atarak uçuşan martılar simit parçalarını kapabilmek için mücadele ederler.
Bazan bolluk içindedirler … Bazan bir parça simidi kapabilmek için birbirlerine girerler.
Martıları beslemek için vapura hazırlıklı gelenler de oluyor. Bakın kocaman torba içinde gelen bisküvilerden nasiplenen martılara!
Balık krakere ne dersiniz? Yeterince balık mı yok, kraker mi çok güzel?
Biz martıları beslemeyi severiz. Öte yandan İngiltere ve Amerika’da martı vb kuşların beslenmemesi için yasaklar ve ciddi yaptırımlar söz konusu. Doğal hayatı koruma dernekleri de insan eliyle verilen çoğu besinlerin kuşların sağlıkları için zararlı olduğuna dikkat çekiyor.
Martıları sokaklardaki çöp arabaları çevresinde veya büyük sürüler halinde çöplüklerde değil de vapurlara eşlik ederken gördüğümüzde sempati ile izliyoruz. Bazılarımız elinde tuttuğu bisküviyi havaya atmayıp martının yaklaşarak elinden almasını bekliyor.
Simit olsun, kraker veya ekmek olsun –yemekte ne varsa- martılar seyir boyunca daireler çizerek tekrar tekrar kendilerini besleyenlere doğru yaklaşıyorlar. İki dakika ara ile fotoğraf karesine giren bir martıya bakın:
Bir başka örnek :
İkinci örnekteki martının bir bacağını kaybetmiş olduğunu farkettiniz mi?
Çektiğim pek çok martı fotoğrafı içinde bacakları sakat martılara ait olanlar zamanla dikkatimi çekmeye başladı. Garipler nasıl sakatlandılar kim bilir – pervaneler mi, balıkçı ağları mı ?
Aşağıdaki fotoğraflardaki sakat martının donuk bakışlarına bir hüzün yakıştırabiliriz.
Ama mücadele etmek zorundalar. Şehirlerde yaşayan martılar ister istemez insanlara bağımlı hale gelmiş durumdalar. Kolay ama sağlıksız beslenme nedeniyle sayıları da artıyor dertleri de. Sağ alttaki martı, ayağına nasılsa takılan olta kurşunuyla yaşamak zorunda. Pranga mahkumu bir martı …








